Mutfagimdaki saksida kizaran su uc kucuk domates, simgesi olsun sadelesen dunyamin...
Son uc senedir, sadelestiriyorum dunyami, daha dogrusu normallestiriyorum. Cikardim mutfagimdan, banyomdan, odamdan, arabamdan, gardrobumdan, hayatimdan yapay olan, beni rahatsiz eden herseyi.
Petrol urunu kullanmamaya calisiyorum uzun zamandir... Sampuan, vucut sampuani, krem, parfum, makyaj malzemesi, temizlik malzemesi, plastik... ne varsa, hepsi olabildigince uzak dursun bana.
Teflonlara zaten uzun sure once elveda, merhaba demirdokum tencereler... cok sevdim sizleri...
Tum ilacli, hormonlu gidalar, sizlere de elveda. En organigi neyse onu verin artik bana. Domatesin en temizi, fasulyenin en tazesi, tavugun en otlayani, dananin en kekik yigeni, inegin en dagda yetiseni, pamugun en beyazi... en temizi, en sadesi, en guzeli...
Ilaclar da uzun suredir raflarda. Gerek kalmaz umarim onlara. Sevmiyorum hicbirini...
Sevmedigim insanlar peki? O kadar az ki sayilari... katran gibi olanlari var ama yine de iste, atsan atilmaz, satsan satilmaz cinsinden. Duymuyorum onlari da artik, kapadim kulaklarimi, yumdum gozlerimi. Varlar, oradalar biliyorum ama... katrana bulasmak, siyah olmaktir. Beyazlar icinde olanlar lazim bana.
Tuali temiz olanlar... rengarenk resimler yapip etrafina cicekler sacanlar.
Cicekleri kokluyorum bol bol...
Yanimda ciceklerin en guzeliyle. En masumu, en tatlisi, en cennet kokulusuyla...
Kizima dondum sadece yuzumu... Dunya bir yana... O bir yana...