Try right click.

Aciklama...

Su anda okumakta oldugunuz blogtaki yazilar sadece son aya ait olan ve secilmis birkac yazidan ibarettir. Ay sonunda bir onceki aya ait olan yazilar yayindan kaldirilmaktadir. Sadece secilmis birkac yazi belli siklikta degistirilmek uzere sinirli sure icin tekrardan yayinlanacaktir.
Sevgiler... Archi*Sugar

Bebegim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebegim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2011 Çarşamba

Sen...

Senden oncesi... 

Senden sonrasi...

Nasil da anlamsizmis dunya senden once... Asklar nasil da siradan... Gunler nasil da bos... 
Hayat nasil da siyah-beyazmis, getirdigin tum renklere muhtac. 
Mevsimlerden kismis o zaman... Baharini, sicakligini bekleyen.
Dinledigim, gordugum, kokladigim, hissettigim, tattigim hersey ama hersey acemi bir ressamin elinden cikmis aslinda.

Sonra...
Degismis dunyam sen gelince...

Sen...

Hayatimi aydinlattin. Kalbimi yerinden sokup aldin. Tum benligimi sarip sevgilerin en safini, en guzelini, en durusunu tattirdin. Hayatimin tek onceligi, yasamamin en buyuk nedeni, gunlerimin tek amaci oldun. Kokun, dokunusun, sesin... herseyin... 
Sen... Hayatimin anlami... Herseyim... Bebegim... Melegim... Askim...
Dogumgunun kutlu olsun...
Hayat sana hep guzellikleri getirsin. Cevrende hep iyi insanlar olsun, basina hep iyi seyler gelsin, dunyan hep iyiliklerle sarip sarmalansin.

Mutlu ol, guzel yavrum, cok mutlu ol. Melekler kadar guzel kalbin hic kirilmasin, gulen guzel yuzun hic solmasin...

Ve diliyorum tekrar Tanrimdan... Sensiz tek bir nefes aldirmasin bana... Son gunume, son anima kadar, hep goreyim o guzel yuzunu, duyayim tatli sesini...
Annen...


7 Eylül 2010 Salı

sen...

Bir guzel ciceksin sen...
Dort mevsim rengarenk tomurcuklar acan, dokundugu her kalbe mis gibi kokusuyla guzellikler asilayan...

Cok ozel bir sarkisin sen...
Soylendikce sevgiyle ezberlenen, tatli tinisiyla huzuru tattirip rahatlatan...

Bir duru susun sen...
Aktikca temizleyen, ictikce serinleten, baktikca ferahlatan...

Bir kucuk kalpsin sen...
Attigi her bedende cosan, ritmiyle hayat veren, sevgi veren, umut veren...

Bir sihirli perisin sen...
Degneginin dokundugu her yerde cicekler actiran, ruzgara kattigi sihirli tozunla kotulukleri kovan...

Guzeller guzeli bir meleksin sen...
Benim dunyam olan, herseyim olan, sonsuza kadar en buyuk askim olan!

Guzel kizim...
Nice mutlu senelere...
Gulen yuzun hic solmasin, hastalik, dert, tasa, kotuluk senden uzak olsun, hayatinda hep guzellikler, hep mutluluklar, hep dogrular olsun... Tanrim karsina hep kendin gibi iyi insanlar cikarsin...
Seni seviyorum.
Annen

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Dunya Emzirme Haftasi 2010


1 - 7 Agustos haftasi dunyada "Dunya Emzirme Haftasi" olarak kutlaniyor. Ben, kizimi bir gun gelip  de "anne ben artik buyudum, emmeyecegim" diyene kadar emzirdim, bu da tami tamina 4 sene 2 ay surdu. Evet evet yanlis okumadiniz. :-) 4 seneden fazla emzirdim kizimi. Daha istese daha da emzirirdim.  Bes seneye tamamlamaya kararliydim. Hem ben hem de kizim icin essiz bir deneyimdi cunku. Tek seferlik ve sadece ikimizin paylastigi.

Sutu gelmeyen, cok istedigi halde emziremeyen arkadaslarim var. Onlara tabii ki destek olmaktan ileriye birsey yapamiyor insan. Ama sutu olup da cocugunu hic emzirmemeyi secenleri acikcasi pek anlayamiyorum. Bebeklerin anne sutu hakkini onlarin elinden almayi hayal dahi edemiyorum. 

Sutunuz varsa, emzirin. En basta ama en en basta biraz zor gelecektir ama bir sure sonra ne kadar essiz bir deneyim olduguna siz de inanamayacaksiniz. Binlerce faydasinin yaninda bebeginiz ile paylastiginiz o anlarin hicbir benzeri ve tekrari yok.

Emzirmeyi destekliyorum...


15 Nisan 2010 Perşembe

Mukemmel Anne Var Mi?

Anne olmak icin cirpinanlar taniyorum. O canindan can parcayi kucagina alabilmek icin yillarca tedavi gorenler... Baskasinin dogurdugu cocugu evlat edinenler taniyorum. Evlat edinip o cocugu canindan can parca yapanlar... Sonra... o rengarenk ama ici bos gazetelerin ucuncu sayfa haberlerini goruyorum. Kendi kanindan kan, canindan can cocugunu cop tenekesine atanlar, parcalara ayiranlar, ac birakanlar, baskasina satanlar, taciz edenler ve hatta daha da ileri gidip ismini dahi soylemek istemedigimiz vahsice seyleri yapanlar...

Bizim mukemmelini aradigimiz anneler, isteyerek, severek ve ozveride bulunarak anne olan kadinlar. Cocugu icin en iyiyi isteyen, arastiran ve oyle olmasi icin cirpinan anneler. Cocugunu kendi dogurmus olsun ya da olmasin. Diger "dogurmus kisiler" ile zaten isimiz yok, olamaz.

Dogarken "anne" sifatiyla dogmuyoruz. Anne olana kadar anne olmanin bilgileri ve ozelliklerinden yoksun buyuyoruz. Sonra, beklendik ya da beklenmedik bir anda O'nun gelecegini ogreniyoruz. Mutlu oluyoruz ve tatli bir telasa giriyoruz. Hazirlanmak icin sadece birkac ayimiz var. Odasi, kiyafetleri, ekipmanlari derken kitaplar, dergiler, bloglar, forumlar okunup birkac ay icinde bizi bekleyen hayati ogrenmeye calisiyoruz... Yeterli mi? Asla... Gercekten dogum sancisi cekmeden "dunyanin en dayanilmaz acisi"ni hissetmenin bir baska yolu var mi? Ya da bebek ciyaklamasiyla her 2 saatte bir her gece uyanmadan "uykusuz gecelerin" ne demek oldugunu bilmeye imkan var mi? Ya da O'nu kucagina verdiklerinde gercekten dunyada boyle bir ask olmadigini soylemeye? Ya da o cennet kokuyu icine cekmeden "sut kokusunun" ne demek oldugunu anlamak mumkun mu?

Dunyada hicbir meslek yok ki, birkac ay icinde size mukemmeliyet diplomasi verilsin. Annelik ise tum diplomalarin otesinde bir sifat olduguna gore burada, bilginin harmanlandigi ve ic gudulerle bulustugu bir durum ortaya cikiyor.

Kimse mukemmel degil... Anneler de birer insan ve kesinlikle mukemmel degil... Her insan, zaaflari ve zayifliklari ile doguyor, buyuyor. Robot olmalarini beklemek, surekli en dogruyu yapan kisi olmasini istemek, hayalden baska birsey olamaz.

Hatalar yapiyoruz, geriye donup vicdan muhasebesine giriyoruz, ileriye gidip yaptiklarimizin sonuclarini gormeye calisiyoruz, bugunu yasayip mutlu olmayi, mutlu etmeyi istiyoruz. Hangi yolu secmis olursak olalim, amac, Onlar'in mutlulugu degil mi? Insan, hatalariyla, insan. Insani insan yapan hatalarindan ders almasi, tekrarlamamak icin cozumler uretmesi. Ancak bir saat sonra ya da bir dakika sonra hangi hatayi yapacagimizi bilmedigimiz de bir gercek.

Mukemmeli aramayin... Aratmayin... Yaptiklarinizdan pisman oldugunuz anlarda, cocugunuza siki siki sarilin, opun koklayin... Hata yapilabilir... Ama hicbir kalp tamir olmayacak, hicbir hata duzelmeyecek kadar kati formatlanmamistir. Ozellikle karsinizdaki, dunyada size en cok guvenen, seven ve paylasan varlik ise...

"Mukemmel anne" ise su meshur sehir efsanelerinden baska birsey degildir... :-)

7 Eylül 2009 Pazartesi

Gelecege mektup

Bir gun...

Cok ileride olan ama bir nefes kadar cabuk gelecegini bildigim birgun... Karsima gececeksin... Gozlerimin icine bakip hic konusmadan kalbimin atislarini dinleyeceksin... Bir gun... Bir saniye sonra gelecek olan o gun, elimi tutup yanindayim diyeceksin. Ben... yasli bir nine... Sen... orta yasini henuz gecmis ama cok havali bir anneanne... Yaninda torunlarin olacak... Kizina donup onunla biraz yalniz kalmak istiyorum diyeceksin... Ben ise yine o gun, tipki bugun oldugu gibi bogazima dugumlenmis binlerce kelime ile sadece elinin sicakligini hissedecegim... Kelimesiz, sessiz...

Hayat bazen acidir guzel kizim. Bazense en tatli sekerden daha tatli. Hayat surprizlerle doludur melegim. Bazen ani, bazense beklenen. Bir terazidir, dunya. Siyah... Beyaz... Biri olmadan digeri olmaz. Birini hissetmeden, digerinin degeri anlasilmaz.

Senden once... Bilmezdim boyle hissetmeyi, anlamazdim boylesine derin ozveriyi. Sensizlik hiclikmis megerse yavrum. Seninle olmak, nefesini hissetmek, kokunu duymak, kucucuk bir opucuge baglanmak, yuzunun her bir kivrimini, sesinin her bir tonunu, kokunun her bir detayini bilmek, hissetmek, ezberlemek, sevmek... Sensizlik karanlikmis megerse... Aydinligi gorunce gercegi anlamak...

Yanima yatip gozlerimin icine bakip yuzumu oksuyorsun ya... Ya da ayakkabilarini giydirirken aniden firlayip boynuma sarilip anne diyorsun ya... Ya da hicbirsey yapmayip gozlerinde isiltiyla karlarin icinde yemek arayan kargalari seyrediyorsun ya... Ya da icten gelen gercek mutluluk kahkahalariyla ufacik bir sinege bile evcil hayvan muamelesi yapiyorsun ya... Ne cok sey ogretiyorsun bana, biliyor musun? Hayatla ilgili bildigim, inandigim, guvendigim ne varsa yiktin sen. Yerine saf sevgi koydun, biliyor musun? Sevgi... Katiksiz, puruzsuz, seffaf, sevgi. Bir karincayi sevmeyi ogrettin bana. Elime konan kucucuk bir uc uc bocegiyle mutlu olmayi. Herseyi oldugu gibi kabul etmeyi ogrettin, herseyi ve herkesi. Cocukluguma geri dondurdun beni. Hayatin anahtarini verdin bana, haberin var mi?

Dunyanin gelmis gecmis tum lisanlari toplansa bir cumle cikaramaz ki; bilinen tum renkler bir araya gelse dogru tonu tutturamaz ki; tum sesler birlesse dogru tiniyi calamaz ki... nasil anlatilir ki icimdeki sen? Bendeki sen... Sendeki ben...

Cizdigin her resme ekledigin o sari buyuk gunes, hayatinda hep parlasin kuzum. Gununu, yolunu, gelecegini aydinlatsin. Ileride birgun, ben gittigimde... Artik yaninda olamadigimda... Gunese don yuzunu... Isitsin titreyen bedenini. Bil ki, tenine isleyen her bir isinda ben varim. Usudugun her an, korktugun her an, uzuldugun her an, yalniz hissettigin her an... Yaninda, yanibasindayim.

Gunes kadar sicak, deniz kadar derin, ufuk kadar buyuk, bir nefes kadar yakinim...

Nice senelere melegim...

Annen

7 Mart 2008 Cuma

2,5 yas mektubu

Kucuk melegim,

Bugun tam 30 ay oldu sen hayatima girip dunyami degistireli. Senden once hayati, hayat sanirdim. Mutluluklari mutluluk, aciyi aci bilirdim. Hayat, senin o peri tozu gozlerinde, o melek bakislarinda, o tilsimli dokunuslarinda gizliymis megerse. Hayat, hayat degilmis senden once. Kelimeler manasizmis sensiz. Dunya renksiz. Hicbir sevgi, sevgi degilmis. Asklar manasiz.

Seninle ogrendim ki; tek bir gulucukmus mutluluk, tek bir opucuk, tek bir sarilis. Bir tek kelime, iki hecede gizliymis isik: An-ne.

Daha dun degil miydi burusuk ufacik pembe bedenini kucagima verdiklerinde? Daha dun degil miydi kucuk ellerinle parmagimi kavrayisin, hayata tutunusun? Daha dun degil miydi ilk gulucuklerin? Ilk adimlarin, ilk lokmalarin? Peki hatta daha dun degil miydi senin karnimdaki varligini ogrendigim? Bir hucreydin o gun, yuzunu cilginca merak ettigim, gormeden asik oldugum, tum umutlarimi bagladigim.

Artik bir fertsin. Benim hala minik, minicik bebegimsin ama aslinda bebekligi coktan geride biraktin. Ben her ne kadar kabullenemesem de, insanin nefesini kesecek bir hizla buyuyorsun. Gunumu aydinlatan kesiflerini hayretle izliyorum. Dunyayi tanimani... Hayatla bulusmani...

Bundan sonra oyle buyuk bir hizla kaynasacaksin ki dunyayla, simdi yasadiginin 10 kati bir hayati daha yasadiginda cogu seyi ogrenmis, bircok mutlulugu, aciyi tatmis, bir meslek edinmis ve belki de hayatini birlikte gecirecegin kisiyi secmis olacaksin. Dusunmek dahi korkutuyor beni. Senin icin hep dogru secimler yapmaya calismak, sana dogru yolu cizmek, guzel hedefler gostermek, bu dunyadaki tum amacim oldu artik. Dilegim senin icin herseyin en guzeli, en safi, en durusu.

Kucuk melegim, hayatla yaptigin tum kucuk savaslara ragmen hala kucucuksun. Muhtacsin. Gece yanina yatip yuzunun tum kivrimlarini ezberler, minik elini avcuma alip oksar, cennet kokunu hasretle icime cekerken hep sukrediyorum Tanrima. Yalvariyorum O'na, sensiz tek bir saniye gecirtmesin bana. Benim icin senden sonrasi olmasin asla bu dunyada. Almayayim tek bir nefes senden fazla.

Bundan birkac sene sonra geriye donup baktigimda belki de bugun yasadigimiz bircok seyi hatirlamayacagiz bile. Ancak biliyorum ki dun gece hep hafizamda yer alacak. Seni uyutmus salonda otururken yavasca acilan kapiyi, uykulu gozlerle karsimda durusunu, kosarak kucagima cikisini, basini gogsume dayayip oylece yeniden uykuya dalisini...

Yavrumsun sen benim. Kanimdan kan, canimdan cansin. Yuregimden kopup gelen bir perisin. O gun gelip de kendi kanatlarinda ucmaya basladiginda, sen de hatirla dun geceyi; o sevkat dolu, sevgi dolu gogsu. Ne zaman ihtiyacin olursa gel yine, o uykulu gozlerle, pembe pijamanla, ipek tombul ellerinle. Daya yine cennet kokulu basini bana. Sarilayim yine sana. Yavrum diyeyim sana, kuzum, melegim... korkma annen burda...

Related Posts with Thumbnails