Try right click.

Aciklama...

Su anda okumakta oldugunuz blogtaki yazilar sadece son aya ait olan ve secilmis birkac yazidan ibarettir. Ay sonunda bir onceki aya ait olan yazilar yayindan kaldirilmaktadir. Sadece secilmis birkac yazi belli siklikta degistirilmek uzere sinirli sure icin tekrardan yayinlanacaktir.
Sevgiler... Archi*Sugar

Ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2011 Cuma

Hayat

Bir buyuk istektin once... oyun arkadasi istegi... Hayatla kucuk bir kosekapmaca.
Umut oldun sonra... kucagima aldigimda, yanimda kokladigimda sonsuzluga ucuran...
Denemek, soylemek, tanimaksa eger "hayat", yol arkadasi oldun sen de o zaman bana. Her ani sevgi kokan, guven duyan...
Gurur oldun, dayanak oldun, sirdas oldun, omuz oldun, kalp oldun...
Hatta 7/24 doktorum oldun son yillarda...

Sen "evet" derken o an, yeni bir dunya idi aslinda onunde acilan.
Gittin sansan da...
Gitmedin ki bir yere...

Bir kardes daha verdin sadece bana.

Sonsuza kadar mutlu ol guzeller guzeli.
Huzur, mutluluk, ask hic ayrilmasin yuvanizdan.
Omzun burada, kalbin burada, sevgin burada...
Sonsuza kadar...

Ablan...

3 Ekim 2010 Pazar

Kelebekler

"Selin dogdu"...

Amerikan Hastanesi'nin genisce bir koridorunda bekleme salonunda oturmus, az once elimi tutup yanagima kocaman bir opucuk vermis guzel kadinin o anda neler yasadigini ve ilerideki hayatimizin nasil olacagini dusunmeye o kadar dalmistim ki... Mutluluk ve heyecanla yogrulmus ses tonu ile soylenen o cumle beni kendime getirdi...

Heyecanla bekledigim, istedigim, kavusmak icin ailede herkese gunlerce dil doktugum, rica ettigim, hayaller kurdugum, dua ettigim kucuk Selin gelmisti...

"Selin dogdu"...
Dun gibi....
Dogumun, seni koklamak icin ilk uyandirisim, senin aglamanla ilk uyanisim, ilk gulumsemen, ilk adimin, ilk dogumgunun, kucucuk ellerin, kucucuk ayaklarin, okula baslaman, kendine guvenin, kazandigin madalyalar, getirdigin takdirnameler, lise mezuniyetin, universiteye gidisin, universite mezuniyetin, bizi gururlandirip  harika bir doktor olusun, mecburi hizmete gidisin, birlikte gulusumuz, aglamamiz, kavgalarimiz, barismalarimiz, paylasmalarimiz, hayallerimiz, ortak yonlerimiz, karsit yonlerimiz, benzer yonlerimiz...

Simdi ise... yeni bir kapi... yeni bir pencere... yeni bir yol...

Nisanlandin artik... Yuzundeki gulumsemeyi, kalbindeki heyecani, duru guzelligini ve pastandaki kelebekleri andiran sonsuz mutlulugunu paylasmak herseye deger...

Guzel kardesim...

Hep mutlu ol...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Sadece uc kucuk domatesti aslinda


Mutfagimdaki saksida kizaran su uc kucuk domates, simgesi olsun sadelesen dunyamin...

Son uc senedir, sadelestiriyorum dunyami, daha dogrusu normallestiriyorum. Cikardim mutfagimdan, banyomdan, odamdan, arabamdan, gardrobumdan, hayatimdan yapay olan, beni rahatsiz eden herseyi. 

Petrol urunu kullanmamaya calisiyorum uzun zamandir... Sampuan, vucut sampuani, krem, parfum, makyaj malzemesi, temizlik malzemesi, plastik... ne varsa, hepsi olabildigince uzak dursun bana.
Teflonlara zaten uzun sure once elveda, merhaba demirdokum tencereler... cok sevdim sizleri...
Tum ilacli, hormonlu gidalar, sizlere de elveda. En organigi neyse onu verin artik bana. Domatesin en temizi, fasulyenin en tazesi, tavugun en otlayani, dananin en kekik yigeni, inegin en dagda yetiseni, pamugun en beyazi... en temizi, en sadesi, en guzeli...
Ilaclar da uzun suredir raflarda. Gerek kalmaz umarim onlara. Sevmiyorum hicbirini...
Sevmedigim insanlar peki? O kadar az ki sayilari... katran gibi olanlari var ama yine de iste, atsan atilmaz, satsan satilmaz cinsinden. Duymuyorum onlari da artik, kapadim kulaklarimi, yumdum gozlerimi. Varlar, oradalar biliyorum ama... katrana bulasmak, siyah olmaktir. Beyazlar icinde olanlar lazim bana. Tuali temiz olanlar... rengarenk resimler yapip etrafina cicekler sacanlar.
Cicekleri kokluyorum bol bol...
Yanimda ciceklerin en guzeliyle. En masumu, en tatlisi, en cennet kokulusuyla... 
Kizima dondum sadece yuzumu... Dunya bir yana... O bir yana...


14 Ocak 2008 Pazartesi

Yaris Atlarinin Kacirdiklari...

Plie... iki uc dort...

Plie... Zeynep bacaklarini kir... Serap, sag kolunu duz tut...

Son kez... plie... sag kol... ac... kaldir... sol kol ac... kaldir... duzel...

Selam ver...

Dagilabilirsiniz, eylulde gorusmek uzere... Iyi tatiller cocuklar!

Hizla ust kata kosuyorum. Diger annelerle bekleme odasinda bekleyen anneme opucuk yolluyorum, soyunma odasina kosuyorum. Uzerimde beyaz taytim, kisa kollu pembe bale mayom, pembe bale patiklerim. Sari saclarim arkadan kucuk bir topuz halinde siki siki toplanmis. Sadece kahkullerim kurtulmus topuzumdan.

Yorucuydu bugunku calisma. Bacaklarim agriyor. Ufff, kollarim da. Ama olsun. Ne seviyorum baleyi. Madam Olga ne iyiydi 6 sene once. Ne tatli bir ogretmendi. Keske olmeseydi. Kucuk sari tutumun icinde bana cok guzelsin demisti ilk resitalimde. Ne kadar zarif bir bayandi. Kirik kolunu ipek bir esarpla asmisti boynuna o gun. Benim ilk, onun son resitalinde... Dilek hoca da iyi... Ama Madam Olga'yi ozledim ben...

Annemin elini tutmus eve yururken, bugunun de son bale gunum oldugunu bilmiyordum.

Gidemem anne... Dersim cok... Testler cok... Hoca cok odev verdi... Gidemem...

Peki kizim, bir sene ara verelim o zaman. Ortaokul sinavlarina gir, cik, seneye yine devam edersin baleye... Goruyorum yetisemiyorsun hepsine...

Gidemedim bir sene sonra. Testler, odevler, hocalar, sinavlar... Sonra Ingilizce hazirlik... Sinavlar, sinavlar... 6 senelik kisa ama mutluluk dolu bale hayatima son noktayi koydu ozel okul sinavlari...

Bale ise... hep icimde kaldi!

--------------------------

13 sene sonra...

Anne, anne... Anneee... cektin mi resmini, cektin mi?

Cektim cektim! Ah kizim, nasil da gururlandirdi kardesin bizi. Aferin ona!

Kardesimin uzerinde dar gri kayak pantalonu. Dizinden itibaren pembe ve genisliyor. Ustunde gri kayak ceketi. Kestane rengi saclari arkasinda at kuyrugu seklinde toplanmis. Yuzu kardan yanmis, yanaklari kipkirmizi. Elinde uzun kayaklari. Siyah ve turuncu.

Ikincilik kursusunde bize gulumsuyor. Az once kayak fedarasyonu baskani madalyasini takmis, yanaklarindan opmus, eline kucuk cicek buketini vermis.

Selin Selin... gel gel... BRAVO! Simdi Kayseri'de sira degil mi? Orada kesin altin madalya alacaksin.

Yok onemli degil. Kayakta saliselerle kaciyor iste birincilik. Olsun. Bak birinci olan 2 salise hizli kaymis benden. Ucuncu kapidan daha hizli gecebilirdim. Olsun... Bak madalyami gordun mu?

Kayseri'de altin madalyayi aldi kardesim kayakta.

Birkac ay once de milli takima secilmisti... Ne heyecanla bize o haberi vermisti. Ne kadar gurur duymustuk onunla.

Ancak birkac ay sonra o da her Turk gencinin takildigi engele takilip OSS sinavlarina hazirlik icin kayaga ara vermek zorunda kaldi. Tesler, hocalar, kurslar, sinavlar, testler, testler, testler... Sayilar, islemler, formuller, bilgiler icinde buldu kendini.

Tam arkasindan zorlu bir tip egitimi... Gulle gibi kitaplar, kadavralar, hastalar, hastaliklar, kemikler, kafataslari, ameliyatlar, acilde nobetler onun yeni hayati oldu...

Kayseri yarisi ise onun son yarisi oldu.

Kayaga hep devam etti, ediyor ama yaris defteri coktan kapandi...

Kesinlikle onun da icinde kaldi!

------------------------

Bu yaris ati olma durumu, yillardir her Turk cocugunun, her Turk gencinin hayatindan bir hobiyi, bir zevki, bir istegi almistir kesin. Hic birseyi almasa, bir senesini almistir. Rahatligini almistir. Bizden de bale ve kayak yarisini aldi... Goturdu... Ki ustelik ailemizin baska hirsli aileler gibi bizi ders calismaya zorlamamasina ragmen! Bir carkti bu, istemesen de girmeden kurtulamazdin. Girmessen hayata devam edemezdin...

Ozledim ben Madam Olga'yi... Ozledim Dilek Hocami... Ozledim tutumu... Ozledim o pembe patiklerimi...

Simdi elimde kucuk bir brosur... 3,5 yasindan itibaren kabul ediyormus Madam Annette bale grubuna...

Karsimda ise dun satin aldigim kizak... Haftasonu o kucuk cocuk pistinde olacak...

Tam yanimda ise 2 yasinda bir peri.

Isvicre'de yaris ati olmayacagina gore bu peri... Atlarla tek temasi, once midillilere sonra buyuk atlara binmek olacagina gore...

Neden olmasin?

17 Ağustos 2007 Cuma

Pullar, plaklar, biz ve ask...


Bu aksam tam 128 tane pul yapistirdim, esimin hazirladigi 9 tane paketin ustune. Bu paketlerin hepsi standart 12" (inch)lik paketler. Nereye mi gidiyorlar? - Biri Finlandiya'ya, ikisi Almanya'ya, ikisi Fransa'ya, biri Amerika'ya, biri Japonya'ya, ikisi Italya'ya. Tanidiklarimiza mi? - Hayir! Kesinlikle tanimiyoruz gonderdigimiz kisileri. Iclerinde ne mi var? - Iclerinde, eline gecenleri cok mutlu edecek seyler var: Cok zor bulunan, dunyada en fazla 100 kopyasi kalmis, en yenisi 20 yillik plaklar.
Bizim esimle ortak hobimizdir plak toplamak, dinlemek ve satmak. 10 seneden fazla zamandir, vakit buldukca antika pazarlarini, eski plak satan dukkanlari, internette ikinci el plak satanlari gezer, koleksiyonlarimizda eksik olan plaklari bulmaya calisir, evde bos zamanlarimizda pikabimiza plaklarimizi koyar dinler, bizim zevkimize hitap etmeyen ya da zaten bizde olan plaklari ise satariz. Satistan tabii ki para kazaniliyor, hatta cok iyi para kazaniliyor ama bizi ilgilendiren isin maddi kismi degil. O plaklarin gercek sahiplerine, onlari birer hazine gibi saklayacaklarini bildigimiz kisilerin eline gectigini bilmek asil bizim ilgilendigimiz kismi. O, oyle hos bir duygu ki.
Sanirim muzigi hala pikaptan dinleyen nadir insanlardan biriyiz. CD ya da mp3 calarimiz yok mu? Tabii ki var. Ama pikabin verdigi zevki vermiyor hicbiri. Hele yillarca arayip da bulamadiginiz, ugruna servet vermeyi goze aldiginiz bir plagi bundan 4 sene once oldugu gibi yasli bir amcanin sizi goturdugu Istanbul'un unutulmus bir mahallesinde, unutulmus bir apartmaninin bodrum katinda, toz icinde bulup gun isigina cikarmanin, onu ait oldugu yere, temiz duzenli alfabetik sirali bir plak koleksiyonunun icine koymanin; caniniz istediginde ozenle cikarip ozel temizleme aletleriyle temizleyip elinizi plagin ortasina degdirmeden, sadece iki parmaginizla tutup, pikaba yerlestirmenin; sonra ozenle calma ignesini ustune yerlestirmenin ve kanepeye O'nunla uzanip mum isiginda o harika muzigi dinlemenin yerini hicbir sey tutamaz...
Yarin, Bienne'de tozlu karanlik bir depoda buldugumuz 9 tane plak, gun isigina, ozgurluge, sevgiye ve tekrardan notalara kavusacak, yasamalari icin onlara ikinci bir sans verilecek. Yasasin muzik!

Related Posts with Thumbnails