Try right click.

Aciklama...

Su anda okumakta oldugunuz blogtaki yazilar sadece son aya ait olan ve secilmis birkac yazidan ibarettir. Ay sonunda bir onceki aya ait olan yazilar yayindan kaldirilmaktadir. Sadece secilmis birkac yazi belli siklikta degistirilmek uzere sinirli sure icin tekrardan yayinlanacaktir.
Sevgiler... Archi*Sugar

Gunluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gunluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2011 Cuma

Hayat

Bir buyuk istektin once... oyun arkadasi istegi... Hayatla kucuk bir kosekapmaca.
Umut oldun sonra... kucagima aldigimda, yanimda kokladigimda sonsuzluga ucuran...
Denemek, soylemek, tanimaksa eger "hayat", yol arkadasi oldun sen de o zaman bana. Her ani sevgi kokan, guven duyan...
Gurur oldun, dayanak oldun, sirdas oldun, omuz oldun, kalp oldun...
Hatta 7/24 doktorum oldun son yillarda...

Sen "evet" derken o an, yeni bir dunya idi aslinda onunde acilan.
Gittin sansan da...
Gitmedin ki bir yere...

Bir kardes daha verdin sadece bana.

Sonsuza kadar mutlu ol guzeller guzeli.
Huzur, mutluluk, ask hic ayrilmasin yuvanizdan.
Omzun burada, kalbin burada, sevgin burada...
Sonsuza kadar...

Ablan...

31 Ekim 2010 Pazar

31.Ekim.2010 / Istanbul

Saat degisikligi nedeniyle 6 olmadan gunesli bir Istanbul sabahina uyaniyorum...

Hastaneyi ariyoruz hemen. 1,5 gun oldu hastamizi yatirali. Yarinki 10 saatlik bir kalp ameliyatina asla hazir olunmayacagi kesin. Icim buruluyor dusundukce.

Zaman geciyor... Uzun suren tatli bir kahvaltinin tam ortasinda televizyondaki korkunc haberle icim ciz ediyor, binlerce diken batiyor kalbime. 7 sene once yasadigim bomba deneyimini hatirlatiyor. Yerde yatan yaralilari gordukce, panik icindeki insanlari seyrettikce tekrar tekrar yasiyorum 7 sene oncesini. Hayret ediyorum, Taksim'in merkezinde, Istanbul'un hatta Turkiye'nin kalbinde, tam da zaten bombaya karsi koruma icin orada bulunan polislerin icinde boylesine bir faciaya engel olamamalarina hayret ediyorum...

Arabama binip Bagdat Caddesi'ne cikiyorum...

Gec kalmis ama tam da yerinde bir 29 Ekim konvoyunun icine dusuyorum. Sirenlerin esliginde yol alirken sokaktaki insanlarin yuzundeki gurur ve mutluluk ifadesi ile icim huzur buluyor.

Tam yanimdan bir gelin arabasi geciyor. Icinde mutlu bir gelecek umuduyla yola cikmis bir cift... Yuzlerinde kocaman bir gulumseme...

Erenkoy Camii'nin onune geliyorum sikisik bir trafikte. Onunde park etmis yesil tasittan, iceride sokaktakinden cok farkli duygular yasandigi cok acik. Ilerlemeyen yolda avluya dogru bakiyorum. Hayatlarinin en uzgun gununu yasayan insanlarla dolu.

Sozun bittigi yer diyorum... Ask, nefret, eglence, mutluluk, hastalik, saglik, gurur, umutsuzluk, hasret, kavusma, sozler, dusunceler, istekler, amaclar... aslinda ne kadar da anlamsiz... Dunyanin bir yerinde, hatta ayni cati altinda, ayni cografyada hepsi birden es zamanli yasanirken.. Sadece birkac metre ilerisinde, yolun sonu...

3 Ekim 2010 Pazar

Kelebekler

"Selin dogdu"...

Amerikan Hastanesi'nin genisce bir koridorunda bekleme salonunda oturmus, az once elimi tutup yanagima kocaman bir opucuk vermis guzel kadinin o anda neler yasadigini ve ilerideki hayatimizin nasil olacagini dusunmeye o kadar dalmistim ki... Mutluluk ve heyecanla yogrulmus ses tonu ile soylenen o cumle beni kendime getirdi...

Heyecanla bekledigim, istedigim, kavusmak icin ailede herkese gunlerce dil doktugum, rica ettigim, hayaller kurdugum, dua ettigim kucuk Selin gelmisti...

"Selin dogdu"...
Dun gibi....
Dogumun, seni koklamak icin ilk uyandirisim, senin aglamanla ilk uyanisim, ilk gulumsemen, ilk adimin, ilk dogumgunun, kucucuk ellerin, kucucuk ayaklarin, okula baslaman, kendine guvenin, kazandigin madalyalar, getirdigin takdirnameler, lise mezuniyetin, universiteye gidisin, universite mezuniyetin, bizi gururlandirip  harika bir doktor olusun, mecburi hizmete gidisin, birlikte gulusumuz, aglamamiz, kavgalarimiz, barismalarimiz, paylasmalarimiz, hayallerimiz, ortak yonlerimiz, karsit yonlerimiz, benzer yonlerimiz...

Simdi ise... yeni bir kapi... yeni bir pencere... yeni bir yol...

Nisanlandin artik... Yuzundeki gulumsemeyi, kalbindeki heyecani, duru guzelligini ve pastandaki kelebekleri andiran sonsuz mutlulugunu paylasmak herseye deger...

Guzel kardesim...

Hep mutlu ol...

8 Ağustos 2010 Pazar

Tanistirayim: Isvicre'nin Mutlu Inekleri

Isvicre'nin mutlu inekleri karlarin erimeye basladigi zamanda yani Mart sonu gibi  kus ucmaz kervan gecmez daglara birakilir, karlarin artmaya basladigi Kasim aylarina kadar daglarda, acikta kalir. Bu sure icinde, dagdaki her  turlu bitki, cicek, kekik ve guzel kokulu otu yer, erimis kar sularinin olusturdugu sulardan icer, geceleri acikta yatar, bol bol oksijen depolarlar. Sahiplerini sadece gunde iki kere sutleri sagmaya geldiklerinde gorurler. Mutludur bu inekler, cok mutlu ve saglikli. Saglikli inegin sutu de saglikli olur... Dunyanin en iyi sutu, en lezzetli peyniri, en meshur cikolatasi, en kiymetli eti olur... Isvicre'nin insanin icini ferahlatan guzel sirri da budur...




8 Temmuz 2010 Perşembe

B.E.O.: Deney

Buyuyorum Egleniyorum Ogreniyorum (BEO) aktiviteleri, iki haftada bir konu degistirilen, cocuklarla / cocuklarimizla uyguladigimiz aktiviteler zinciridir. Diger aktiviteleri incelemek icin Montessori Egitimi Blogumuzu ziyaret edebilirsiniz.
................................................................

"Deney" kesinlikle benim kizim icin uretilmis bir kelime. Denemek, uretmek, incelemek... Omrunun geri kalanini bir kimya laboratuarinda gecirirse hic sasirmayacagim. :-)

Deney konumuz kapsaminda, Dogal Tarih Muze'sinde yeni kurulan laboratuarda oldukca uzun zaman gecirdik. Binbir cesit bocegi, kelebegi, ariyi, hem gercek boyutta gorduk hem de mikroskop yardimiyla tum detaylarini inceledik.


7 Temmuz 2010 Çarşamba

Periler, kalbim ve sen...

Canimsin...
Bugun kapi calip da actigimda, kucuk perilerin getirdigi  o kocaman paket... kalbimde oyle guzel kelebekler ucurdu ki...
ne kelimeler yeter, ne lisanlar...
cok seviyorum seni...cok!
:-)))
Esra

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Kelebekler ucarsa...

Postaci kapiyi calar iki defa... Elimde oyun hamuru, ustumde unlu elbisem, pesimde merakli bir peri... Kapinin diger tarafinda ise kocaman bir paket... Isiklar sacan...

Sevgi getirmis bugun bana, postacim... Umut getirmis... Iki tatli penguen, getirmis... Biri bana... Biri perime...

Ask getirmis bugun bana, postacim... Dostluk getirmis... Iki kocaman kelebek getirmis... Biri bana... Biri dostuma... Canima...

28 Mart 2010 Pazar

Beyaz...

Beyaz...

Bazen bir gelinin en unutulmaz anisi,
Bazen bir olunun kefeninde son cagrisi.
Bazen dunyayi orten kardan kocaman topcuk,
Bazen bahari mujdeleyen bir tomurcuk.
Bazen ayriligi betimleyen burusuk bir pafta,
Bazen sil bastan acilan yeni bir sayfa.

Simdi ise...

Guneye inme vaktidir artik...
Elimde, beyaz bir bavul...

Ufukta, beyaz bir sehir...

Iki hafta sonra gorusmek uzere...

19 Mart 2010 Cuma

Tavus kusu


Kendi kucuklugumu hatirliyorum. O zamanlar Gulhane Parki hayvanat bahcesiydi. Cesit cesit hayvanlar olur, ben de hayvanlari cok sevdigimden oldukca sik ziyaret ederdik. Henuz kardesim dogmamisti... Kucuk, kucucuktum...

Bazen... bir tavus kusu kendi bolumden kacardi... Ben de pesine takilir tum hayvanat bahcesini dolanirdim...

Tarih tekerrurden ibaret... 30 sene sonra... Ayni manzara...

Related Posts with Thumbnails